7 Kasım 2011 Pazartesi

My Website

http://twitter.com/arikoen
https://www.facebook.com/arikoen
http://www.linkedin.com/pub/ari-koen/40/571/260
http://about.me/arikoen

24 Kasım 2009 Salı

Sizce güçlü olmak nedir ?

Baslayan yeni bir 21. gun... Rutine girmis 21 gunden biri bugun! Final countdown,saatler sonra last 4 yerine last 3! Yazısı bundan 21 gün önce twitterima yazmıştım. Kimileri için hiç bir şey ifade etmeyen bu satırlar benim için önemliydi. Bana son 6 ayda bu günler çok şey öğreti. Mücade etmeyi, pes etmemeyi , güçlü olmayı ve her zaman pozitif düşünmek bunlardan bazıları olabilir..

Bundan aylar önce bir cuma akşamı ailemin öğrendiği ve benim ertesi gün yurt dışına gidiyorum diye benden saklanan önemli bir olaydan bahsediyorum. 2 ay buralarda olmicaktım. İlk defa ailemden bulunduğum yerden uzakta kalıyordum. Heyecanlıydım ve dışarıdan bu heyecanım belli oluyordu. Bu yüzden hiç bir şey belli edilmeden uzaklaşıyordum. Kendime göre arkamda bir sürü olay bırakarak uçtum. O 12 saat süren uçak yolculuğun da bir çok şey düşündüm. Ama kesinlikle kötü bir şey aklımın ucunda yoktu. Neler yaptığımı anlatmaya gerek yok. Sadece bir gün bir telefon açıyordum ve o gün ilk defa telefon kapalı çalıyordu. Kafamda olumsuz düşünceler gelse de kötüyü düşünmüyordum. Benim hayatımın en önemli varlığı olan ablam bir şekilde olaylardan beni uzaklaştırıyordu. Kimilerinin söylememiz lazım dese de o beni biliyordu. Herşeyi benden çok usta bir şekilde sakladılar. Tek başına burada güçlü olmayı öğrenmişti. Neyse günler geçmişti ve dönmüştüm heyecanlıydım. İstanbul'u özlemiş ailemi özlemiştim. Havaaalında ailem ordaydı orda kulağıma eğilip bir kelime söylendiğinde ilk başta büyüklüğünü anlamamıştım. O an idrak edememiştim. Belki de idrak etmek istememiştim. Geldiğim gün cumartesi sabahtı pazartesi aksam üstü hayatımı değiştiren haberi aldım. O gün o an çok zordu güçlü olmak zorundaydım. Bundan sonra bir çok zaman güçlü olmam gerektiğini düşündüm ve bir şekilde hayatın zorluklarına karşı güçlü olmayı öğrenmeye başladım. O pazartesi aksamını bir çok şey düşündüm. Ondan sonra başlayan 21.ci günler hayatımın bir parçası oldu. O günden önceki gün ve o gün kafamda neler düşündüğümü neler hissettiğimi kimse bilmiyordu. Kimseye bir şey yansıtmıyor tam tersi hiç bir şey yokmuş gibi gösteriyordum. Zaten insaların bilmesinede gerek yoktu neler yaşadığımı.

Ama güçlü olmayı öğrendim bu 6 ay içinde. Bilmediğim bir yerde bilmediğim bir dünya da yaşamayı da gördüm. Sanki bu 6 ay bana hayata karşı öğretiler için yazılmış satırlardı. Ondan sonraki hayatın bana getirebileceği her şeye karşı güçlü olmayı öğreniyordum. Bir gün bile etrafıma hiç bir şey yansıtmadan durdum. Zaten böyle olmam lazımdı.

Size başımdan geçen bir olayı anlattım ve buradan bağlamak istediğim şey; sorucağım soruya bir giriş birazda son zamanlarda iç dünyami anlatmak içindi.

Sizce güçlü olmak nedir ?

Bundan sonraki yazımda bu soruya karşı düşüncelerimi anlatmayı düşünüyorum.
Kendinize iyi bakın.

19 Kasım 2009 Perşembe

FUTBOL TARİHİNE GEÇEN SÖZLER

Bunun internette gezerken bir habere gözüm takıldı ve sizinle paylaşmak istedim.

GEORGE BEST
"Eğer biraz çirkin olsaydım, ne Pele ne de Maradona'nın adı hatırlanmazdı."

''Yetenek olarak Pele ve Diego Maradona ile karşılaştırılan Best için milli takımının görece ufak kalması dünya sahnesine çıkmasını engellediği de söylenmektedir. Pele onun için "Gördüğüm en iyi futbolcuydu" der. Maradona da "George Best. O benim idolümdü" diyerek ona karşı olan sevgisini belirtir.''

BRIAN CLOUGH
"Bazı insanlar futbolun ölüm-kalım meselesi olduğuna inanırlar. Sizi temin ederim ki, bundan çok daha fazlasıdır."

''26 Aralık 1962'de Bury FC ile oynanan müsabakada rakip takım kalecisi Chris Harker ile çarpışarak dizinden sakatlandı.''

JOHAN CRUYFF
"Futbol basit bir oyundur, zor olan ise basit futbol oynamaktır."

Cruijff kendi zamanının en iyi oyuncusudur ve yıllarca attığı müthiş çalımlar, inanılmaz tekniği, klas vuruşları, liderlik özellikleri, öldürücü pasları ve yarıştırılamaz zekası ile ulaşılamaz bir üne sahip olmuştur.

Sir ALEX FERGUSON
"Futbol istatistikleri mini eteğe benzer. Birçok şeyi gösterir ancak asıl merak edileni göstermez."

1986 yılından beri başında bulunduğu Manchester United'a kazandırdığı bir çok kupa dışında Ryan Giggs, Paul Scholes, Cristiano Ronaldo, Wayne Rooney gibi yıldızları genç yaşta takıma kazandırarak gelişimlerinde büyük rol oynamıştır.

JESUS ALMEYDA
"Biz futbolun sahte dünyasının içindeyiz. Bu tamamen düzmece bir dünya. Bizlere, basit bir oyun oynamamız için milyon dolarlar veriyorlar, ama biz sadece sistemin devam etmesi için kendini satan köleleriz. Ben sadece futbolcu Almeyda, değilim. Ben bir babayım, bir insanım, bir çiftçiyim... Ve futbolun içinde kaldığım hergün gerçek Almeyda'dan uzaklaşıp kişiliğimi yitiriyorum."

JOSE MOURINHO
"Eğer kolay olanı isteseydim, Porto'da kalırdım. Güzel mavi bir koltuk, Şampiyonlar Ligi kupası ve Tanrı... Sonra da ben."

"Teknik direktör olmak için, önce futbolcu olmak gerektiğini söylüyorlar... Peki, jokey olmak için de önce at mı olmak gerekiyor..."

2004-2005 ve 2005-2006 sezonlarında Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu (IFFHS) tarafından dünyanın en iyi teknik direktörü seçildi

CRISTIANO LUCARELLI
"Livorno'yu eşimden daha çok sevdiğimi söylüyorlar. Bu kesinlikle yanlış. Eşimi de en az Livorno kadar seviyorum."

“Bazı futbolcular yarım milyona bir Ferrari ya da güzel bir tekne alırlar. Ben o paraya sadece bir Livorno forması satın almak isterim. Tüm beklentim ve isteğim bu!”

DIEGO MARADONA
"O benim değil, Tanrı'nın eliydi."

1986 Dünya Kupası'nda İngiltere'ye elle attığı gol ve bu gol için yaptığı; yorumu çok tartışılmıştır. Aynı maçta attığı, kendi yarı sahasından kale önüne kadar, kaleci dahil tam 8 oyuncuyu çalımlayarak attığı gol de Asrın Golü seçilmiştir.

BILL SHANKLY
"Birinciysen birincisindir, ikinciysen hiçbir şey."

SERHAT AKIN
"Taraftarımız 3 istedi, attık. 5 istediler 6 attık. 10 istediler, zaman yetmedi."

6 Kasım 2002 Fenerbahçe Galatasaray maçından sonra basına yaptığı açıklamadır.

METİN OKTAY

"Bizi sevenleri üzmeyelim baba."

Metin Oktay derbi maçlarının da büyük golcüsüydü.Fenerbahçe'ye tam 18 gol atan Metin Oktay, Beşiktaş'a da 13 gol attı.
Türk Futbol Tarihine "ağları delen" ilk futbolcu olarak geçti.
Futbol yeteneğinin yanı sıra beyefendiliği ve centilmenliğiyle taraflı tarafsız herkes tarafından sevilen, tüm futbol kariyeri boyunca sadece 1 kez kırmızı kart gören ve 36 kez A Milli Takım'da oynayan Metin Oktay bu formayla da 19 gol attı.

İSLAM ÇUPİ
"Fenerbahçe büyüklüğü, ne şampiyonluk büyüklüğü, ne de kupa büyüklüğüdür. O'nun büyüklüğü başkadır. Adı koyulamaz."

"İslam Çupi gibi olmak!" Spor yazarlığına her başlayanın hedefi buydu. Hâlâ da bu!.. Aralarından büyük gazeteciler, ünlü muhabirler, yazarlar, müdürler çıktı. Ama hiç kimse İslam Çupi olamadı.
—Vefatından sonra hakkında Milliyet Gazetesi'nde çıkan yazıdan alıntı

16 Kasım 2009 Pazartesi

Belki de sonlardır aslında başlangıç olan şeyler..



Hiç aşık oldunuz mu ? Sizce aşk nedir? Ve daha bir çok soru çıkar bu konu için.

Hiç ihanete uğradınız mı? Hiç aldatıldınız mı? Bunun içinde bir çok soru çıkar.

Ama benim asıl sorum sizce doğru kişi kimdir?

Aşk nedir diye zaman zaman düşünüyorum. Sevmek ile arasındaki fark nedir diye düşünüyorum.

Gözler size ne ifade eder? Bana çok şey.

Dokunmak ve hissetmek size ne ifade eder? Bana çok şey.

Tatmak size ne ifade eder? Bana çok şey.

Sadece iki kelime duymak size ne ifade eder? Bana çok şey.

O adını koyamadığınız kokuya ulaşmak size ne ifade eder? Bana çok şey.

Burda geçen şeye çok ihtiyacımız vardır. Aslında bir çoklarımız sadece bunun için mücadele eder, bunun için bir şeyler yaparız. Ama neler yaparız. Bunun için kendinizden ne kadar çok şey vermeye hazırsınız.

Bir hayat vermeye hazır mısınız?

Bir geçmişi bırakmaya hazır mısınız?

Bir anda herşeyi değiştirmeye hazır mısınız?

Bir anda bütün her şeyinizi bırakıp gitmeye hazır mısınız?

Hemen bir çokları hazırım onun için her şeye cevabını vericek biliyorum. Kendinizi kandırmayın ama öyle diceksiniz. Peki nerden biliyorsunuz onun doğru olduğunu?

Nedir sizce doğru kişi? Nerden anlarsınız bunun doğru kişi olduğunu.

Doğru kişidir ilk gördüğünde işte bu dediğin. Onun gözlerine sadece bir kaç saniye bakınca sanki yüzyıllardır gördüğünü sandığın gözlerdir onun gözleri. Onun gözlerine durmadan ama hiç durmadan bakmak istersin ama bakmaya gücünüz yetmez. Okadar özeldir ki o gözler boşuna dememişler gözler kalbin aynasıdır diye. Bir çoklarınız ilk olarak karşınızdakinin gözlerinden etkilenirsiniz. Size olan bir bakışından sizi süzmesinden. Hoşunuza gider aslında bu. Mutlu olursunuz birinin sizi izlediğini görmek gözlerinizin içine bakmasını görmek. Sevmeseniz bile etkilenmeseniz bile kendini kandırmış olursunuz eğer o insan size gerçekten o anlamda bakıyorsa. Sizden etkilenmişse.

Sonra bu doğru dediğimiz kişiyle konuşmaya başlarsınız. O anda duymak devreye gider. O an duyduğun kelimeler sanki hafızana kazınır. Normal insanlar sana aynı şeyleri söylese hiç bir şekilde etkilemez. Ama onun söyledikleri çok farklı yerlere gider. Beyninle beraber kalbine gider. Ondan ayrıldığın ilk an konuşmalarınızı düşünürsün. Hemen biri arar anlatmak istersiniz. Paylaşmak istersiniz ama bazı zamanlar da korkarsınız onu başkalarıyla paylaşmaktan. İstemezsiniz sizden başkasının olsun. O an anlattığınız kişi en yakınınız olsa bile o an sizi anlamaz. Anlamış gibi yapar ama o anki duygunun tadına varamaz.

En sevdiğiniz yemek nedir? Buna herkesin farklı bir cevabı vardır. Gözlerinizi kapatın ve biraz derinlere gidin. En sevdiğiniz yemek aslında o karşınızdaki kişidir. Onu bir kere tattınız mı tadına doyamazsınız. Neden daha önce bana tattırmadın dersiniz bu güzel tadı. Cevabını veremez çünkü oda ilk defa tadıyordur bu özel tadı. Birbirinize doyamazsınız. Her gün her an o tadı istersiniz. Damağınıza bir kere gelmişse o tat zaten asla başka tatlar size hoş gelmez.

Doğru dediğiniz kişiden bir anda bir koku gelir burnunuza. Anlam veremezsin sanki daha önce duyduğun zannedersin ama çok farklıdır o koku. Zaman zaman hiç beklemediğin bir an gelir bu koku sana. Gece yatağına yattığında gelir. Sabah kalktığında gelir. Duştayken sabun kokularının arasından çıkar gelir. Zaten hiç bir zaman gitmesini istemezsin. Sanki o koku dünyadaki en güzel kokudur. Evet dünyada ki en güzel kokudur bu. Adının herkesin bildiğini olan koku.

İşte bu dediğin kişinin bir dokunuşu vardır. Tüylerini ürpertir. Onun bir dokunuşu vardır o an seni alır bir yerlere götürür. Götürdüğü yeri bilmezsin ama geri dönmek istemezsin. Seni çevirmeye başlamıştır her şeyiyle. İstersin tenine dokunsun. İstersin durmadan sana dokunsun. Teninde bıraktığı sıcaklığı her yerde aramak istersin. Ama hiç bir yerde yoktur onun bıraktığı sıcaklık. Senden uzaklaştığı an üşümeye başlarsın. Hemen onun yanına gitmek istersin üşümemek için. Aslında onun yanıdır senin en rahat ettiğin yer. Bir an olsun ayrılmak istemessin.

İşte budur aslında uğuruna herşeyinizi verebileceğiniz kişi.

Evet budur aslında bir çoklarınızın durmadan aradığı kimilerinin bulduğu kimilerinin bulamadığı kimilerin bulduğunu sandığı şey. Herkes de farklı bir etki yaratsa da aslında herkesin üzerin de bıraktığı etki aynıdır. Sadece size farklı gelir. Kimileri bir kere yaşar kimileri iki kere kimileri daha çok.

Ama ne kadar çok yaşarsanız yaşayın her zaman ilktir en akılda kalan. Her zaman ilktir size acıyı da tatlıyı da nefreti de mutluluğu da tam gösteren. Kimilerine de ihaneti gösterir bu ilk. Onun görevidir her şeyi sana göstermek. Sana ihanet etse bile onun gözlerine bakınca karşı koyamazsın. Sana dokunduğu an karşı koyamazsın. Senin öptüğü an karşı koyamazsın. Seninle konuşmak istediğinde ne kadar sinirli olsan da karşı koyamazsın. Gururun izin vermese de kalbin önüne geçer.

İşte budur hiç bir koşulda karşı koyamadığın kişi.

İşte budur doğru kişi.

Ama kimilerine göre doğru kişi bu.

Yakınların, etrafın göremez senin o insanda gördüğün şeyi. Kabul etmezlerse bile sen onu kabul etmişsen bitmiştir. Kimsenin dediği senin umurunda değildir. Zaten olmazda eğer SANA göre DOĞRU KİŞİYSE.

Sebebini bilmeden yazmaya başladım. Farklı bir şeyler düşünmüştüm. Ama kalemim bunu istedi.

Son olarak birde bir duygu vardır. Teninin onun teniyle birleştiği bir an. Titrersin. Çok farklıdır herkesden farklıdır. O işte o andır ki gerçek aşkı bulduğun an gerçek doğru kişi bulduğun an. Bir yerlere sıkıştıramadım bunu sonuna denk geldi. Belki de sonlardır aslında başlangıç olan şeyler..

İşte benim için doğru kişi galiba bu.

Sizin için doğru kişi kim? Biraz düşünün lütfen.

14 Kasım 2009 Cumartesi

Bilinc altina yolculuk.


Aynalar gerçekleri mi yansıtir yoksa yansıtmak istediğimiz şeylerimi. Yani görmek istediğimizi mi yoksa görmek zorunda olduğumuzu hissettiğimiz seyi mi..

Hiç ayna karşısında kendinizle konuştunuz mu?

Bir çoklariniz hayir dicek ama bence fark etmeden konuşmuşsunuzdur. Aslında konuşmaniz çok önemlidir kendinizle yüzleşmeniz ve kendinizi orda görmeniz.

Yada gece yatağa yattınız da bugun ben ne yaptım nasıl bir gün geçirdim nerede yanlış nerede doğru yaptım diye düşünerek uyudunuz mu?

Kimileri aynadan korkar kimileri de aynalarla aşk yaşar.

Neden korkar insanlar kendileri ile yüzleşmekten bilmem. Kendimizle yüzleşmeliyiz ki belli bir yerlere gelebilelim.

Neden aşk yaşar demicem çünkü o aşka ulaşmıs insanlar kendini seven insanlardir. Kendi benliğini kendi bilinç altını seven insanlardır bu yazi onlara değil.

Neden kendi dünyamizdan kaçmak isteriz kimi zaman. Neden başka insanlar gibi olmak isteriz. Ve aynaya bakmaktan çekiniriz. Ama ne zaman ayna karşısında kendinize bakınca kendinizde ki güçü görünce her şeyin değişiceğini görüceksiniz. Ya da gece yatağa yattiğinizda eğer yaniniz da size eşlik eden bir eşiniz yok ise o günü değerlendirin. Biraz içinize yolculuk yapın ve içinizde ki kişiliği bulmaya çalışın.

Zordur içinde ki o saklanmiş kişiliği bulmak. Zaman zaman duygularına davranişlarına yansır bu içindeki kişilik. O kişiliği görmemek için bakmassınız aynaya ya da o kişiliğin sizi ürküttüğünü düşündüğünüz için.

Ama içinizde ki o kişiliğe yolculuk yaptın. O kişiliğin altinda neler bulucaksınız inanamicaksınız.

Geçin bir gün ayna karşısına kendiniz ile konuşun ben kimim ben neyim diye bakın ve içinize girmeye calışın.

Gece yatarken 2 dakika o gün yaptiğinizi düşünün ve artı eksileriyle neden öyle yaptığınızı düşünün.

Sonunda bu ikisi sayesin de ulasacağınız yol içinizde ki benliktir. Bilinç altınızdır.

Şuan neyseniz nasılsaniz bir çok şeyinizin sebebi budur. İçinizde ki o bilinç altı. Ve eğer kendiniz hakkında bişeyleri değiştirmek istiyorsanız ilk olarak o içinizde ki bilinç altından baslayın. Zoru başarın ki ozaman bişeyleri başardım diye mutlu olun.

Kolayi herkes başarır zoru ise az insanlar. Ama aslında herkes zoru başarabilir.


Siyaz beyaz resimler, Siyah beyaz hayatlar



Siyah beyaz renktir hayatimiz. Kimi zaman siyah oluruz kimi zaman beyaz. Aslinda uyumumuzda bundan kaynaklaniyor olabilir.

Siyah beyaz bir renk karesi dusunun ya da siyah beyaz olan bir seyl
er. Ilk aklınıza gelen şeylerden birileri ölüm olabilir özlem olabilir veya başka şeyler. Ama çok farklıdır bu iki renk. Nekadar zıt görünsede inanılmaz bir uyumu vardır. Tabiki zıtlıklarıda vardır ama uyumludur. Bir çoklarımızın iç dünyasını düşünün. Dışarıdan beyaz görünen bir insan içten bakıldığında simsiyah olabilir. Ama nedir bu simsiyahlık. Nedir bu beya
zlık. İşte bence bu ikisi insanın ruh halidir. Ruhunu ifade eder.



Siyah beyazın uyumu denildiği zaman aklıma gelen bazı şeyler var. Zengilerin dişleri gibi, Eminemin Amerika rap dünyasındaki yeri ya da Barack Obama'nın başkanlık koltuğunda oturması gibi.Siyah beyaz
olan resimler gibi.

Aslında bakıldığında bukadar zıt duran iki rengin bukadar güzel duracağını düşünürmüydünüz. Hiç bukadar farklı iki ruh halinin beraber yaşıcağını düşünürmüydünüz yada.

İşte siyah beyaz olmak böyle bişey. Dışarıdan nekadar beyaz görünsemde içimdeki karanlığı kimse bilmiyor ve bu sadece ben değil benim gibi milyonlar böyle.

13 Kasım 2009 Cuma

13.cü Cuma Uyanmak..


Hiç yataktan uyandığınız an bu gün benim günüm dediniz mi?

Ben son zamanlar her gün böyle yaparak uyanıyorum. Nekadar kötü rüya görsemde nekadar mutlu rüya görsemde kötü ve zorla kalksamda kendiliğimden uyansamda her gün uyandığımda bugün benim günüm diyorum.

Ama bu sabah farklı bir sabah. Enerji dolu kalktım. Sanki dışarıdaki kasım güneşi odama girmiş ve bana çok güzel bir gün olucağını söylermişcesine beni yataktan uyandırdı. Tarihi bilmiyordum. Ayın 13ü ve Cuma sabahı. Yılda sadece 2 kere olan bir cuma bu. Evet bu cuma ben yazılarımı, düşüncelerimi ve zamanla belki daha farklı şeyleri dışarıya vurmaya başladım. Kısmet olabilir mi acaba bu?

Kısmete inanırmısınız bilmiyorum ama galba ben kismete inanmaya başlıyorum. Bir çok insan aslında kismete inanmasada her olayda bir kısmet vardır. Sevgilinizle tanıştığınız gün gibi. O ortamda bulunmanız yada onun bulunması bir kısmettir. Kısmettir o insanı hayatınıza almak veya almamak onunla bişeyler paylaşmak veya paylaşmamak.

Biraz kendinize gelin her güne yeni bir gün olarak başlayın her gün yeni adımlar atmaktan çekinmeyinki belki o gün sizin gününüz olur ve hayatınız değişir.

Son olarak bugün 13 ve cuma korkusuz insanlara iyi geldiğini galba bir kere daha görüyorum.